Bütün şeyler ayrı yazılır ama herşey bitişik yazılır gibi bir alıntı kalmış lise2 dershane hocamdan geriye. Baskılar beni yıldıramaz diye bir süre daha ısrar etsem de, ayrı olduğunda diretiyorlar. kafama göre ayırıp barıştırıyorum.
Hemen hepsi farklı sebeplerden, Eskişehir beraberliğinden beri maçlara gitmedim. Orucu da Kadıköy deplasmanıyla bozmaya karar verdim 1-2 maçtan sonra, o kısmet olmadı. İyi ki de olmamış demiyorum, maç sırası ve sonrasında stadda olmayı tercih ederdim, tüm bu süre içinde ortamda tek bir Galatasaraylı olmayan olmamasına rağmen.
Ta evvelki hafta pazar yukarıdaki bahsi geçen maç yeni bitmiş gibi, facebooktan event düşüyor. Bir kaç deste önceki yılların partilerinden biri daha. E dünkü de öyle olacaktı ama, en fazla micheal jackson çaldı. Hayatımda ilk kez oldies partiye gidiyor olmam, onun 70 ler partisi olduğunu yiyeceğim anlamına gelmiyordu. Bilmiyorum şuanda, bir hafta sonra neler olur.
Sonra neden bilmem, E'ile buluşasım geldi. Gel dedim cumartesi moda. Pazar yapsak dedi. Epey hazırlamışım kendimi maça ama, maça gitmek için olabilecek en keyifsiz durumdayım. Herhangi bir sebep olmasızın. İyi diyorum, sakın ekme. Yok diyor imkansız. Ertesi günü cumartesi, hava kötü, hastayım, parti işi iptal oldu. Eh şaşırmadım derken, F arıyor, hadi diyor memolara akşam. Bizde votka var, sen meyvesuyu. Meyvesuyu almaya giriyorum, o mavi şey ne derken Smirnoff North'la tanışıyorum. Hayatta tanışılabilecek en tatlı şeylerden bir tanesi. Marketten çıkarken 1 saat kadar gecikmişim, ve önümden binmem gereken otobüs geçiyor. Hava buz gibi, taksi. Bağlarbaşı. Oha mont giymiş, ohaa içine de uzun kollu giymiş. Ye, iç, F'yi sarhoş et, F'yi ayılt, F'ye kendini izlet, F'yi güldür. O sırada diğeri izin istiyor, "ben bi 5 dakka kavga edebilir miyim?". Et tabi güzel kardeşim.
Biraz gecikmeli eve dönüyorum 2, taksi beklerken koyan yağmur. Son dakikada alınan mont şemsiye görevini üstlenirken, taksi. Karşılıklı 2şer cümlelik dialog 2 kere yarılmamıza neden olduktan sonra, "burdan sağa, şurdan sola" haricinde sessizlik hakim. Radyo bile kapalış. Taksicilerle konuşmayı genelde sevsem de, hemen hemen aynı durumlarda bindiğimden taksiye, aynı muhabbetleri etmekten bir o kadar haz etmiyorum. Bir his, önceleri konuşacaklarımı sonraya saklasaymışım keşke gibi.
Uyanıyorum, daha da uyumak istiyorum esasında ama olmuyor. Mail check, E. "Umarım evden çıkmadın, annemle ilgili bi durum var, gelemiycem kusura bakma." Canın sağolsun, maça gideyim madem. Duş, kahvaltı, laylom, polar, atkı, anahtar, cüzdan, akbil, telefon, gündüz maçı, sonrasında nargile bile olur. Bununla üşümeyecek misin ? Yok yok iyiyim. Otobüs, taban, metrobüs, taban, polis bir, toban, gişe, polis 2, eğitim düşmanı polis 2 ve alt cebimde unuttuğum için kutuyu boylayan marker, avcumun içindeki bozuklar, eski açık, koridor çıkışı, yıldız pankartı, sms, geldim ben. sms, ben burda burdayım. Kimse yok mu lan derken, smirnoff north'un şişeden çıkıp vücud bulmuş hali.
Soğuk, artan soğuk, nonda, ama hala artan soğuk, kewell, beynime geçmiş soğuk. Böylesine üşüdüğüm son maç, yanımda ablamı götürmüş de olsam, kendim gittğim ilk maç. Denizli ve kar. O maçın soğuğunu anlatmak için, elime kaynar çay döktüğümü söylerim sorana. Sormadan söylediğim de oluyor. Ama bu kez o kadar da değil. Yerimi tutar mısın ? Tabii. Taaa en aşağısı, 2 çay lütfen. Çay kalmadı, kahve ? O da olur. Kapak var mı, dökmesem. Yok. Şaşırmadım.
Elde iki bardak kahve olunca, açılmayan yer yok. Baba naber ? oo iyi sen. sağol. Hocam pardon geçebilir miyim ? Üstten 6, 5, 4.sıra. Tek bir damla dökülmemiş olması inanılmaz. Ben şöyle geçebilir... ananı boşluk. aman aman aman. Döküldü mü diyorum, yok bana değil de senin el yandı diyor. Bardağın yarısı dökülmüş zira. Eh bu maçın soğuğunu da böyle anlatırım sorana ve sormayana.
Şeker ister miydin ? 1 tane olsa iyi olur.